Burun Karıştırma Bir Sanattır... - Bloglar - Medussa.Net - Software Development Team

desperado

Burun Karıştırma Bir Sanattır...

Bloğu Değerlendir
by on 07-24-2010 at 03:01 PM (21 Hit)

Ben yalnız kaldığım vakit burnumu karıştırmıyorum diyen kişi yalancıdır.

Asansör bu iş için en uygun yerdir. Aşağıya inilecek kısa sürede tatağı burundan çıkarmayı becerip "top" haline getirebilmelisiniz. Önce işaret parmağını hafif bir kanca hareketiyle gereken yere daldırmak ve ustaca çıkarmak gerekir. Hele bir de uzunsa yarısı dışarı çıkar, yarısı içerde kalır, çekersin gelmez veya gelir ama taaaaa burnunun içlerinde bi yerleri gıdıklar. Daha sonra "Parayı görelim" nidasıyla beraber yapılan el hareketi uygulanır tatağa. İşaret ve baş parmak arasında yandım Allah dedirtene kadar yuvarlanır ve top haline getirilir. Artık son aşamaya gelinmiştir. Malzeme baş parmak üzerinde dengede tutulur, orta parmakla vurulan sert bir fiskeyle cuff diye uzaklara fırlatılır. Hemen sessizlik sağlanır. Bir saniye kadar sonra huzur verici bir "pıt" sesi duyulur. Artık sümük yeni yerine kavuşmuştur. Bu nefis deneyimi yaşadıktan sonra sağda solda ben burnumu karıştırmam demek büyük ayıptır.

Eğer kütle sert değil de yumuşak ve ıslaksa sorun vardır. Bunları çıkarmak da yok etmek de ilki kadar kolay olmaz. Zar zor elinizi rezil edip çıkarsanız bile bunu yuvarlayamazsınız. Bunlardan en iyi kurtulma yöntemi masa veya sandalye altına yapıştırmaktır. Bi de profilden bakıldığında burnunu karıştırıyomuş gibi görünüp aslında burnunun yanıyla oynayan adamlar vardır ki bunu niye yaparlar sormak gerekir.

Banyodan sonra burnunuzda karıştırılmayı bekleyen sümükler oluşur. ancak yukarıda da anlattığım gibi yumuşak ve kaygan olduğu için O anda harekete geçersek pek tatmin olmayız, üstelik iğrenç oluruz. Bu yüzden bazı zevkleri ertelemeyi bilmeliyiz.

Kalabalık ortamlarda, burnumuzda tatak olduğunu hissettiğimizde, onu masumane hareketlerle almaya çalışma girişimlerimiz vardır. Önce herkesin dikkatinin başka yerde bulunduğundan emin oluruz, sonra son derece seri bir şekilde işaret parmağımızı nokta hedefe yöneltir ve ilk darbeyi atarız. Ancak zaman kısa olduğu için detaylı çalışamamışızdır ve sümüğümüz sadece yerinden oynamıştır. Şimdi bir korku sarar içimizi: Allahım acaba ucu dışardan görünüyo mu? Kimse farketmeden baş parmağımızı ve işaret parmağımızı birleştirip, sanki burnumuzun ucunda bir tüy varmış da onu alıyormuşuz gibi yalandan bi hareketle durumu kolaçan ederiz. Ancak bu kontrolun sonucu ne olursa olsun yalnız kalana kadar operasyon bitmez, içimiz rahat etmez.

Tatağı çıkardınız, oda ne; bu yapışkan bi tatak. En zorlusu. Top haline getirdiniz, pat fırlattınız. Fakat tatak aynı yerde durmakta. Bi daha, bi daha derken gittikçe farklı yerlerde belirmeye başlıyor. Avucunuzun içinde, iki parmağınızın arasında, oha oha bileğinizde... Ve en kötüsü: Siz onla cebelleşirken birden bire kamufle olmuş, kaybolmuş. Nerdedir? Ulan nerdedir. Of ya. Ya şimdi biriyle tokalaşırken, ah ya hoşlandığımız kız ile birlikteyken... Aman yaaa!!
Share/Bookmark

Yorum Yapıldı

Yorum Yap Yorum Yap